Ayna hiçbir zaman cevap vermez.

Kahvenin faydaları yazı dizisi #1 : Alzheimer hastalığı ve kahve

‘Kahve ve Sağlık’ yazı dizimizin ilk çalışmasında, kısa ve uzun vadede kahve tüketiminin Alzheimer hastalığına etkilerine ve en iyi faydayı sağlamak için dozajına değineceğiz. Bu araştırmada cevaplanmaya çalışılan soru : “Kahve tüketimi Alzheimer hastalığının gelişimini engelleyebilir mi?”

Alzheimer hastalığı’nın gelişiminde beslenmenin etkisi gitgide önem kazanan bir konu ve kahve tüketiminin iyi gelebileceği fikri, hem beslenme hem de sosyal anlamda oldukça faydalı olabilecek gibi gözüküyor.

Bu yazıdaki tüm bilgiler, Institute of Scientific Information on Coffee‘nin çalışmalarından alıntıdır. Çalışmanın orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Yaşlanma sebebiyle algıda yavaşlama, hepimizde oluşabilecek bir sorun. Bu sorunda da beslenmemizin ve sosyal hayatımızın oldukça fazla etkileri var. Halk arasında ‘bunamak’ olarak da nitelendirilen ‘demans‘ isimli bu sorunu yavaşlatmak için gıda tüketiminiz ve yaşantınızda kahveli değişiklikler faydalı olabilir.

Alzheimer hastalığı, genelde bunaklık formunda görülen bir beyinsel bozulma rahatsızlığı. Bunama problemi yaşayan bireylerin yaklaşık %70’i Alzheimer hastası. Orta yaşın sonlarında başlayan bu hastalık, beyin hücrelerini yavaş ve kademeli bir şekilde yok ederek hafıza kaybına, düşünsel güçlüklere ve ileri vakalarda fiziksel işlev bozukluklarına sebep verebiliyor. 

Dünyada 65 yaşın üstündeki her 20 bireyden biri, Alzheimer hastalığına sahip ve Avrupa’da 65 yaş üstü birey sayısının 2025 itibariyle %15.4 artacağı öngörülüyor.

Alzheimer hastalığının bilinen bir tedavisi yok. Bunun sebeplerinden biri de bunaklığın başlattığı beyin hücrelerindeki bozulma ve ölümlerin durdurulamaması ve geri döndürülememesi. Bu yüzden erken alınacak önlemler oldukça önemli. Burada erken derken neyin kast edildiğini anlamak adına aşağıdaki grafiğe göz atalım;

Preklininik ve klinik evrelerde Alzheimer hastalığının gelişimi.
Preklininik ve klinik evrelerde Alzheimer hastalığının gelişimi.

Detayına inmeden tercüme etmek gerekirse;

  • Amiloid plaklar (kırmızı çizgi), nöronların arasında oluşan, nöronlar arası iletişimi kötü engelleyen şeyler.
  • Nörofibriler yumaklar (mavi çizgi), ingilizce tabiriyle ‘Neurofibrilliary Tangles’, beyin hücrelerini birbirine bağlayan bağlarda, tau proteininden ötürü karmaşıklaşma, kıvrılma yaratarak bunamaya sebep olan gelişimler.
  • Yeşil çizgi de nöronların bütünlüğünü temsil ediyor. Kırmızı ve Mavi arttıkça Yeşil azalıyor, bunama ilerliyor.

Grafikte görülen, bunamada ‘preklinik’ olarak adlandırılan süre tam 10 yıl. Bu evrede özellikle nörofibriler yumakların gelişimi oldukça yavaş, bu durumun da bu gelişimin durdurulmasına bir kapı açtığı söylenebilir.

Hastalığın belirtileri beyin hücrelerindeki bozulma belirli bir seviyeye gelmeden görülemiyor, bu yüzden teşhisi zor. Fakat yukarıda bahsettiğimiz 10 yıllık preklinik dönemde hastalık saptanır ve müdahale edilirse, bunamanın başlangıcı ertelenebilir veya tamamen giderilebilir. 

Alzheimer hastalığında erken müdahale hastalığın başlangıcını erteleyebilir veya tamamen engelleyebilir
Alzheimer hastalığında erken müdahale hastalığın başlangıcını erteleyebilir veya tamamen engelleyebilir

Gittikçe yaygınlaşan bir bütünsel yaklaşım, Akdenizliler gibi bol balık, taze meyve ve sebze yemenin, çay, kahve ve şarap içmenin Alzheimer riskini azaltacağına ışık tutmaktadır. Sayıları gittikçe artan bu çalışmalar, yaşam boyunca belirli miktarlarda kafein tüketiminin yaşlılıkta Alzheimer gelişimi riskini %20’ye kadar azaltabileceği sonucuna varıyorlar. Burada bahsedilen uygun miktar; günde 3-5 bardak olarak belirtiliyor. 

Not: Kahve tüketiminde bahsedilen miktar aslında araştırmalara kafein tüketimi olarak yansıyor. Bu bağlamda ortalama tüketim miktarı düşünülürken kahvedeki tercihlerinizi göz önünde bulundurmak gerek. Zira kahve demleme yöntemleri üzerine yaptığımız çalışmamızda bahsettiğimiz gibi, kahvenin demlenme süresi, içeceğinizdeki kafein miktarını doğrudan etkiler.

Kısa ve uzun vadede kahvenin Alzheimer gelişimine etkisi
Kısa ve uzun vadede kahvenin Alzheimer gelişimine etkisi

Dikkat ederseniz, buraya kadar bahsettiğimiz çalışmalarda genellikle bahsedilen araştırma süreci uzun ölçekli, yani 15 yıl ve daha fazlasını kapsıyor. Kahve tüketiminin Azheimer’a etkisini incelerken iki farklı yaklaşım söz konusu : kısa vade (5-10 yıl, Alzheimer hastalığı gelişim sürecinden başlar) ve 15 yıl fazlası (klinik süreci de kapsıyor). Kısa vadeli araştırmalarda kahvenin etkisi daha bariz bir şekilde öne çıkarken, uzun vadeli çalışmalarda pek tutarlı sonuçlar elde edilememiş. ISIC (Institute of Scientific Information on Coffee)’nin araştırması, 5,000 kişilik bir grupta, kısa dönem ve uzun dönem sonuçları birlikte irdelemesi yönüyle bir ilk. Çalışmanın sonuçlarına göre kısa vadede demans gelişimine karşı koruyucu bir etki sergileyen kahve tüketimi, uzun vadede bu etkiyi yitirmeye başlıyor. ISIC, bunun sebepleri üzerine araştırmalarına devam ediyor.

Kahve ve Alzheimer’ın kimyasal ilişkisi

Kahve, 1000’in üzerinde bileşen içeren, oldukça kompleks bir kimyasal yapıya sahip bir içecek.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin sonunda alınan sonuçlara göre, kahvenin Alzheimer’ın gelişimini durdurmaya yönelik faydası genel olarak bu 1000’den fazla bileşimden kafein ile ilişkilendirilmiş. Bunun yanında öne çıkan diğer bileşenler ise klorojenik asitler gibi polifenoller.

Kafein

Kafeinin Alzheimer’a karşı iki ana etkisi var : 

Bunların yanında kafein, bir uyarıcı olarak algıda rol alan asetilkolin seviyesini artırır, yukarıdaki grafikte yeşil çizgiyle ifade edilen nöron iletişiminde bütünlüğü korumaya yardımcı olur. Aynı zamanda özellikle beyindeki hipokampus ve korteks bölgelerindeki ağrıları ve dolayısıyla beyin hücresi ölümlerini önleyebilir.

Polifenoller

Fransız toplumunda polifenol tüketimi endeksi
Fransız toplumunda polifenol tüketimi endeksi

Polifenoller, tıpkı kafein gibi, yüksek antioksidan özelliklere sahip bileşimlerdir. Birçok meyve ve sebzede bulunmalarına rağmen, en çok kahve yoluyla tüketilmektedir. Aşağıdaki grafik, Fransız toplumu üzerinde yapılan bir polifenol tüketim analizini gösteriyor. Bu bileşenler, beyin hücresi ölümlerini engellemek ve ağrıları önlemek için asetilkolin seviyesini dengelerler. Bir çalışmada, kahvede bulunan bir polifenol olan ferülik asit, farelere içme suyuna karıştırılarak verilmiş ve hafıza kaybını, ağrıları ve serebral korteksteki asetilkolin azalmasını önlediği saptanmıştır. Bu üç faktör, Alzheimer’ın ana belirtileridir zaten.

Sonuç

Alzheimer hastalığı, genetik özelliklerden yaşam tarzına kadar geniş bir risk faktörü yelpazesine sahip ve tedavisi bulunmayan bir hastalık. Gittikçe yoğunlaşan araştırmaların vardığı sonuçlara göre özellikle beslenme ve kahve tüketimi, preklinik dönemde Alzheimer’ın ve demansın gelişimini önleyebilir. Bunun için;

  • Zamanlama : Demans (bunaklık) etkileri başlamadan.
  • Süre : Yaşam boyu tüketilmeli, günlük sıradan bir kullanım olmalı.
  • Dozaj : Günlük 3-5 fincan (toplam ortalama 30 gram kahve ile demlenmiş)